Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:
Bu büyük meclis 101 yıl önce bir cuma günü açıldığında önüne koyduğu en önemli hedef, düşmanı en kısa sürede Anadolu'dan söküp atmaktı. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının önemli gördüğü bir diğer konu Kurtuluş Mücadelesi'nin hukuki dayanağını oluşturmaktı. Bu nedenledir ki öncelikle bir anayasa hazırlanmış ve Meclis'te kabul edilmiştir.
Bir kişinin değil milletin iradesi esas alındığından Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun birinci maddesi, "hakimiyet bilâ kaydu şart milletindir" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, daha sonraki anayasalarda yer almıştır. Dolayısıyla Milli Kurtuluş Savaşı mücadelemiz sadece bir askeri mücadele değildir. Aynı zamanda bir anayasal demokrasi mücadelesidir.
Bu mücadele bugün hala devam etmektedir. Bugün yürürlükte olan anayasamızda da Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyor. Egemenlik hiçbir zümreye veya sınıfa bırakılamaz diyor.
Bu meclis Milli Kurtuluş Savaşı'nı yönettiği için Gazi Meclis unvanını almıştır. Bu Meclis'in kendi yetkileri konusunda titiz davranması ve yetki gasbına sessiz kalmaması gerekir.
Bu Meclis'in kendi özgür iradesiyle çıkardığı yasalara yürütme organının uyup uymadığını denetlemesi gerekir.
Bu Meclis'in halktan toplanan vergilerin nerelere nasıl harcandığını bilmesi ve denetlemesi gerekir. Bu Meclis'in yolsuzluklar konusunda çok duyarlı olması gerekir.
Bu Meclis'in Milli Kurtuluş sürecinde bile ülkenin KHK'larla yönetilmesine izin vermediğini bilmesi gerekir. Bu Meclis'in Türkiye'nin en temel sorunlarını yeri geldiğinde masaya yatıran bir sorumluluğunun olduğunu bilmesi gerekir.
Bu Meclis'in anayasada yer alan "basın hürdür, sansür edilemez" ilkesini yürütme organının nasıl ve niçin ihlal ettiğini araştırması gerekir.